İçeriğe geç
Peters & Szarvasy
tr
Yazılara dön

Hevesten yan tutan

1 dk okuma

Birkaç hafta önce haber geldi: savcılık, Mannheim'daki varsayılan aşırı sağ terör örgütü "S" davasında reislik yapan hakimin reddi için başvurdu. Kamuoyu tartışmasında bu adım genellikle dramatik, hatta sansasyonel bir gelişme olarak okunur. Aslında her avukatın çantasında bulunan ve duruma göre doğru, hatta gerekli bir hamle olabilecek bir araçtır.

Ret talebi bir yolsuzluk suçlaması değildir. Basit bir düşüncesi vardır: adalet yalnızca yerine getirilmemeli, aynı zamanda görünür olmalıdır. Bir hakim yalnızca fiilen bir tarafı kayırdığında değil, dışarıdan ve etkilenen kişinin bakışıyla tarafsızlığı hakkında makul bir şüphe doğduğunda bile yan tutar sayılır.

Bu çabucak unutulur. Bir ceza davasında her şey hakime bağlıdır: tanığa inanılır mı, delil toplanması istenir mi, bir ifade nasıl tartılır, hafifletici nedenler kabul edilir mi. Tüm bunları yöneten kişi, belli bir sonuca açıkça bağlı görünüyorsa, sistemin bir sorunu vardır — ve sanığın da.

Bu yüzden müdafiler ve gerektiğinde savcılar da bu aracı kullanır. Süreci felç etmek için değil, güvence altına almak için. Gerekçeli bir ret talebi yargıya saldırı değil; yargının taraflılık görünümüne karşı kendini savunmasıdır.

Elbette talep nadir durumlarda kabul edilir. Eleştirel sorular sorduğu, sert bir üslup kullandığı ya da usul meselelerinde bir tarafa karşı karar verdiği için hakim reddedilmez. Eşik daha yüksektir: güvensizliği haklı kılacak somut olgular bulunmalıdır. Bir tarafa açıkça sempati göstermek, delil alınmadan önce sonuç hakkında yorum yapmak, karşı tarafı atlayan gayri resmi temaslar — klasik senaryolar bunlardır.

Ceza yargılamasına katılan herkes — sanık, katılan ya da tanık olsun — bu imkânın varlığını bilmelidir. Ve utanmadan kullanılabilir. Bir tarafın kendini baştan mahkûm edilmiş hissettiği mahkeme, anayasal anlamda mahkeme değildir. Ret talebinin işlevi budur. Bazen sadece başvurmak durumu yatıştırır; bazen heyet değişir; bazen mahkeme kendi kendini yan tutmadan davayı görebileceğine ikna eder. Tüm bunlar meşrudur ve nihayetinde yargılamanın kendisine hizmet eder.